Uzun yıllar boyunca genetik mirasımızın sağlığımız üzerindeki etkisinin değiştirilemez olduğu düşünüldü. Anne ve babamızdan aldığımız genlerin; hastalık risklerimizi, kilo alma eğilimimizi ve hatta yaşam süremizi büyük ölçüde belirlediğine inanılıyordu.
Ancak son 20 yılda gelişen epigenetik bilimi bu bakış açısını önemli ölçüde değiştirdi.
Bugün biliyoruz ki genlerimiz yaşamımızın senaryosunu yazmaz; yalnızca olası senaryoları belirler. Bu senaryoların hangisinin sahneye çıkacağını ise büyük ölçüde yaşam tarzımız, çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıklarımız belirler.
Başka bir ifadeyle;
Genler silahı doldurabilir, ancak tetiği çoğu zaman yaşam tarzımız çeker.
Epigenetik, DNA dizisinde herhangi bir değişiklik olmadan genlerin açılıp kapanmasını sağlayan biyolojik mekanizmaları inceleyen bilim dalıdır.
Vücudumuzdaki her hücre aynı DNA'yı taşır. Ancak bir karaciğer hücresi ile bir beyin hücresi tamamen farklı görevler yapar. Bunun nedeni bazı genlerin aktif, bazılarının ise sessiz durumda olmasıdır.
İşte epigenetik mekanizmalar bu "aç-kapa" sistemini yönetir.
Bilim insanları bugün;
gen ifadesini değiştirebildiğini göstermektedir.
Bu nedenle genetik yatkınlıklarımız önemli olsa da yaşam tarzımızın sağlığımız üzerindeki etkisi çoğu zaman düşündüğümüzden daha büyüktür.
Yediğimiz besinler yalnızca enerji sağlamaz.
Birçok besin bileşeni hücrelerimiz için biyolojik sinyal görevi görür.
Örneğin;
Brokoli, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanasında bulunan sulforafan bileşiği;
Zerdeçalın aktif bileşeni olan kurkumin;
Balık, ceviz ve keten tohumunda bulunan omega-3 yağları;
Bu nedenle beslenme yalnızca kalori yönetimi değildir.
Her öğün aslında hücrelerimize gönderilen biyolojik bir mesajdır.
Epigenetik yalnızca beslenmeyle sınırlı değildir.
Sürekli yüksek stres;
Araştırmalar kronik stresin epigenetik değişikliklere yol açabileceğini göstermektedir.
epigenetik açıdan olumlu etkiler sağlayabilir.
Uyku sırasında vücut yalnızca dinlenmez.
Genlerin önemli bir bölümü gece boyunca onarım ve yenilenme süreçlerinde aktif hale gelir.
Araştırmalar;
Fiziksel aktivite en güçlü epigenetik düzenleyicilerden biridir.
Araştırmalar düzenli egzersizin;
"Genleri iyileştirmek" bilimsel olarak doğru bir ifade olmayabilir; ancak genlerin daha sağlıklı çalışmasını desteklemek mümkündür.
Bunun için en güçlü yaklaşımlardan biri anti-inflamatuar beslenmedir.
✓ Zeytinyağı
✓ Renkli sebzeler
✓ Yaban mersini ve kırmızı meyveler
✓ Brokoli ve turpgiller
✓ Yağlı balıklar
✓ Kuruyemişler
✓ Fermente besinler
✓ Baklagiller
✗ İşlenmiş et ürünleri
✗ Rafine şeker
✗ Aşırı alkol
✗ Ultra işlenmiş gıdalar
✗ Trans yağlar
Sağlıklı yaşam yalnızca doğru genlere sahip olmak değildir.
Bugün bilim bize gösteriyor ki;
genlerimizin nasıl çalışacağını etkileyebilir.
Her öğün, her yürüyüş ve her kaliteli uyku gecesi aslında hücrelerinize gönderdiğiniz biyolojik bir mesajdır.
Belki de sağlıklı yaşamın en güçlü yanı budur:
Genetik mirasınızı değiştiremeyebilirsiniz, ancak genlerinizin nasıl ifade edileceğini büyük ölçüde etkileyebilirsiniz.